ENGLISH    /    SİTE HARİTASI

 
 

MEDYA İLE SÖYLEŞİ

 

Haberler  |  Aktiviteler  |  Ödüllerimiz  |  Aylık Bülten  |  Basından  |  Online Haber  |  Medya İle Söyleşi


Mühendislik, Temel Olarak Problem Çözme Sanatıdır.

“ Ürünlerinizle ilgili bir anım var. Bir kitabımda da var. Bunu anlatmadan geçemeyeceğim.1980’li yıllarda Mercedes’ teyim. O dönemler sık sık elektrikler kesiliyor. Bizde sanayi bölgesinde, Topkapı’nın ortasında bir şirketiz. O dönem de Dünyamıza bilgisayar yeni girmiş. Bilirsiniz bir yatırım söz konusu olunca, yatırım planları yapılır. O dönem Kesintisiz Güç Kaynağı’ nı da yatırım planlarımız arasına aldık. Bu işlere bakan Alman müdürümüz geldi. KGK alacağız, almalıyız dedik.. Alman müdürümüz, nedir KGK? Ne işe yarar? diye sordu. Elektrik kesilince gerekiyor dedik. Çünkü, elektrik kesintilerimizdeki riski alamayız, zorluk yaşarız dedik. Alman müdürümüz, burada elektrik mi kesiliyor. Olmaz, alamayız dedi. O zaman, Elektrik İdaresi’ ni arayıp, elektriğin kesileceği saatleri öğrenelim de ona göre önlemimizi alalım dedi. Ve o dönem KGK almamıştık.” diyerek tebessümle anlatıyor Fuat Yalçın.

Sizi tanıyabilir miyiz?

1953 İstanbul doğumluyum. İstanbul’da Beşiktaş’ da eski güzel nostaljik İstanbul’da doğdum. Daha sonra İstanbul Erkek Lisesi’ ni bitirdim. Daha sonra İTÜ’ ye girdim.1972 yılında, Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldum. Ondan sonra İngiltere’ ye gittim. İngiltere Liverpool Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde master yaptım. 1981’ de Türkiye’ye döndüm. İlginçtir orayı anlatmam lazım. Genç mühendis olarak büyük ideallerim vardı. Türkiye enerji sorununa bir çözüm bulma inancım vardı. O dönemin TEK(Türkiye Elektrik Kurumu) Genel Müdür Yardımcısı ile görüştüm. İngiltere’ye gidip, ne olayım dedim. Bitirme projemi ne üzerine yapayım dedim ve onun da yönlendirmesiyle Nükleer Santraller konusunda yaptım. 1981’ de döndüğümde, bir Türk olarak, Nükleer Enerji santrallerini kurup çalışmak gibi bir düşüncem vardı. Fakat, kader ağlarını ördü. O dönemde arkadaşlarla bir pazar günü futbol oynarken, Mercedes’ te(o zamanki adı Otomarsan idi.) çalışan arkadaşım gelsene dedi. Bizim Alman müdür ile tanıştırayım seni dedi. 14 sene ilk ciddi işimdi, orda çalıştım. Daha önce üniversite öncesi de çalışmıştım. Çalışmayı, ticareti, profesyonel iş hayatını orda öğrendim. İlk Müşteri İlişkileri Bölümü’nde başladım. Çeşitli kademelerden sonra, Dış Hizmetler ve Eğitim Müdürlüğü yaptım. En son Yedek Parça Müdürü olarak 1994 yılında Mercedes’ ten ayrıldım. Daha sonra Elf Fransız firması’ na geçtim. Şimdi Total’le birleşti ve Total oldu. 1,5 yıl orda çalıştım. Türkiye Madeni Yağlar Satış Koordinatörlüğü yaptım. 1996 yılında, Zerox’ a geçtim. Zerox’ ta 8 yıl çalıştım. Ukrayna’dan İsrail’ e uzanan Avrasya Servis Operasyonluğu Bölümü Genel Müdür Yardımcılığı yaptım. 8 yıl orda çalıştıktan sonra 2004 yılında profesyonel iş hayatını bıraktım. Sonrasında da, 50. yaş sonrası kariyerime başladım.

Makine Mühendisliğinden Eğitimciliğe Geçişiniz Nasıl oldu?

Temelde yatan şey şu. Evet ben mühendisim. Ama iş hayatında bizzat tasarım, genel makine tasarımı vs. konularında çalıştım. İnsanlar, belli bir süre sonra kendi yetkinliklerine göre kayıyor, fırsatlar oraya çıkıyor ya da algılar oraya çıktığı için kayıyor insan. 25 yıllık yöneticilik hayatım var. Yöneticilik = İnsanlarla beraber olmak. Diyeceksiniz ki mühendisin bunla ilgisi ne? Evet doğrudan bir ilişki görünmemekle beraber, dolaylı olarak var diyebilirim. Çok şükür, mühendisim mutluyum. Mühendislikte şunu öğrettiler bize, “Problem nedir? Problemleri ortaya koy? Çözüm yollarını bul? Mühendislik, temel olarak problem çözme sanatıdır. Bunu mühendis olarak çözüp, sonrasında yaratıcı çözümü bulabilirsiniz. İnsan ilişkileri yönetme de bu değil mi? Hayatta hep problem çözüyoruz. Yöneticilerin işi de problem çözmek. Bu para kazanmakla ilgili olabilir, bayilere satış yapmakla ilgili bir problem olabilir, kimi zamanda ve de çoğu zamanda yöneticinin işi insanların problemlerini çözmek ya da insanları ilgilendiren problemleri çözmek olabilir. Ben mühendisliğin çok farklı olduğunu düşünmüyorum. Yani insanlara yaklaşırken de analitik verilere dayalı, analiz yaparak, sebep sonuç ilişkilerine dayalı, baştan düşündüğünüz sonuca gitme yaklaşımıyla hareket ettiğinizde iyi yönetici olabilirsiniz. Yani, mühendislik yöneticiliği besledi. Yöneticilikte deneyimlerle birleşince eğitimciliği tetikledi.

Enerjinizi neye borçlusunuz?

Ben olumlu zihinsel yapıya sahip, coşkulu bir insanım. Coşkumu yaşayarak yansıtmak isterim. Bu nasıl oldu derseniz. Ben, eskidende böyleydim. Çocukken de çok konuşurmuşum. Bana hep sus derlerdi. Ailenin en küçük çocuğuyum. Biraz el bebek gül bebek büyütüldüm. Ama buna rağmen ortanca ablam sessizdir. Büyük abla konuşurdu ama büyüktü. Lise, üniversite ve askerlik arkadaşlarını ben toplarım. İlkokul arkadaşlarımın bazılarıyla görüşürüm. İnsanlarla ilişkimi sıkı tutarım. Aslında ben insanlarla beraber olmaktan mutluluk duyuyorum. Kendimle de baş başa kalırım, bazen ama. İnsanlarla beraber olduğum zaman daha mutlu oluyorum. Bunu çalıştığım işlerle de gözlemledim. Ekiple çalıştığımda daha mutluyum. Tek başıma tasarım ve proje başarısı söz konusu değil. Ancak birileriyle olacağım. Birileri beni besleyecek. Ben fikirler bulacağım, yaratacağım. Ancak o zaman başarılıyım. İnsanları sevince bunu başarıyorsunuz.

Başarı nedir ?Sizce başarının yolları nelerdir?

Başarı herhalde 100 milyon kişiye sorsanız 100 milyon ayrı tarifi yapılır.
Bana göre birkaç kademeli başarı var.

Başarı 1.0
Başarı 2.0
Başarı 3.0
Windows gibi

Başarı 1.0’ın hedef koymak ve o hedeflere ulaşmak olduğunu düşünüyorum
Başarı 2.0 çevrenizle olan ilişkinizde başarılı olduğunuzu göstermeniz

Başarı 3.0 İç dünyanız ve kendinizle olan adını ne koyarsanız çatışma yarışma kendinizi yendiğiniz zaman başarılı olacağınızı düşünüyorum. Bu birazcık daha belki ritüel kısmı ama başarı 3.0 o.

Hedef Koymak Önemli midir?

Çok insan bu konuda bir şeyler söyledi. Bazı Gurular vardır. Steven Korell şunu der “Sonunu düşünerek işe başla!” O zaman ben sonucunu düşüneceğim. Ne yapmak, ne elde etmek istiyorum? Önemli bu. İnsanın hayattaki en önemli becerilerinden bir tanesi budur. Türkiye’nin en yetkin kişisi olsanız ne yaparsın derseniz ya da Milli Eğitim Bakanı olsam liseden başlayıp, üniversite sınıflarına haftada bir saat “Hedefler nasıl konulur? Hedeflere nasıl varılır?” dersini koydururum. Bu kadar önemlidir.

Guru Nedir?

Guru, kelime anlamıyla, Hindistan’ daki bilge kişiler, öğretici kişiler anlamına geliyor. Ama yönetim dünyasında, 1950’lerden başlayan 1970’lerde zirvesine varan, iş hayatlarında başarılı olan ve bu başarılarını da bir öğreti olarak sunan insanlara “Guru” diyoruz. Bunların başında, yani tabiî ki vefat eden Gurularda var. Kişisel Gelişim Dünyasında ilk David Kanneci var. 1960’lar o döneme yetişmedi. David Kanneci, Gurular dönemine yetişmedi. Ama asıl Guru dönemi Peter Drucker ile başlar. Peter Drucker,1954 yılında şirketlerin nasıl yönetileceğini tanımlamıştır. Bir çok isim saymak mümkündür. Edward de Bono, Peter Senge, Stefan Covey, Kişisel Gelişim’de Brain Tracy, Ogman Dino, Pazarlama da Philip Kotler, Tom Peters, Strateji de Michael Porter, yani çok. Jim Collins mesela son dönemin popüler isimlerinden. Dünya yönetim tarihinin best seller kitabını yazdı. “Good to Great” kitabı son 10 yılın en çok satan kitabı oldu. Yeni zaman lider ve gurularından onu sayabiliriz. Guruları ihtiyatla okumak lazım, öğrenmek gerekiyor. Ama tabiî ki bir konuya da değinmeden geçemeyeceğim. Bir çoğu Amerika kökenli, tabi Avrupa’da da var Gurular. Bunları okumalıyız, öğrenmeliyiz. Ama Türk insanının yetkinliklerini, Türk insanının becerilerini hiçbir zaman Amerika’dan aldığımız modellerle yönetmeye kalkmamalıyız. Türk insanının kendine özgü davranış biçimleri var.Algılamaları var ve de tabi en önemlisi duyguları var. İyi bir Türk yöneticisinin evet batı kökenli bir yönetimi iyi bilmesi gerekir ama çalışırken de Türk insanını iyi tanıması ve de ona göre davranması da gereklidir. Yani, Amerikan yöntemlerini alıp burada uygulamak da doğru değildir.

Fuat Yalçın bundan sonraki süreçlerde neler yapmayı düşünüyor?

Evet tüm saydıklarımın yanında, üniversite de MBA sınıfına Liderlik konusunda eğitim veriyorum. Bu da bana çok enerji veriyor ve renk katıyor. Kendimi geliştirme olanağı bulunuyorum. Orda da genç öğrencilerimle kendimi yeniliyorum. 2010 yılında vizyonum da bir değişiklik yok. Büyük bir eğitim şirketi kurmak gibi derdim yok. Belki İnsan Kaynakları’nı ve Pazarlamayı iyi bilen, yahut stratejiyi bilen yetkililerle ortak bir çalışma yapılarak, bir şirket nasıl kar ettirilebilir üzerine çalışmalar yapabilirim. Bu da 4-5 senelik vizyonum. Ben tabi işin “İnsan” tarafındayım, yatırımlar ve finansal kaynakları benim konum değil. İnsan kaynağını kullanarak nasıl karlı olunabilirliği üstünde bir şeyler yapabilirim.

Son olarak neler aktarmak istersiniz?

İnform çalışan ve okuyucularına, sağlıklı -bunu hiç ihmal etmesinler-bir yaşam diliyorum.Bunun yanında, başarı 3-0 ve 2-0’ın karşılığı olan insan ilişkilerine, ailelerine sevdiklerine önem versinlerini ve iş hayatlarıyla özel hayatlarını dengeli tutmalarını tavsiye ederim.

Fuat Yalçın
Yönetici Koçu
fuaty@fuatyalcin.com

Fuat Yalçın Fotoğraflarını Görmek İçin Tıklayınız...  

 

 

İnform Elektronik San. ve Tic. A.Ş. Copyright ©2010 | SiteMap.XML | SiteMap.HTML | Web Tasarımı by Üretmake