Göksun Kök İle Söyleşi
“ Ben muhabirliği beklerken yazı işleri sorumlusu oldum. Yaşım küçük ama sorumluluğu çok büyüktü. Vatan Gazetesi’ nin editörlerinden Göksun Kök ile birlikteyiz...Daha önce Kanal 7,CNN ve TRT gibi bir çok yayın kuruluşlarında da deneyimi olan Göksun Kök, bizleri kırmayıp, sorularımızı yanıtladı… ”
**** Okuyucularımıza biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?
Merhaba ben Göksun KÖK, 5 Kasım 1984 İstanbul doğumluyum. Tuncay Azaphan Anadolu İletişim Meslek Lisesi ardından İstanbul Üniversitesi Radyo-TV Yayıncılığı mezunuyum. Vatan Gazetesi'nde internet haber editörü olarak çalışmaktayım.
**** Mesleğinizle ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Medya, eminim pek çok kişinin içinde bulmayı arzu ettiği bir sektör. Benim de hayallerimin büyük bir parçasıydı. Hani derler ya "ben küçükken elime saç fırçası alıp şarkı söylüyordum" diye, bende kendimi program sunarken buluyordum. Aslında beni en çok etkileyen olay daha ortaokuldayken çözdüğüm 'Size uygun meslek hangisi' konulu bir test oldu. Kişiliğime en uygun meslek 'muhabir'likmiş. Evet dedim ben bu işi yapmalıyım ve o yıl lise sınavlarına girdim. İstediğim bölümü kazandım. İşte o gün bugündür sektör içerisindeyim.
En büyük destekçim ailem tabii ki, bana çok güvendiler ve hâlâ da bu güveni fazlasıyla hissediyorum. Annemin kaygıları da yok değildi tabi; gelecek garantisi olan, işsiz kalma riskinin olmadığı bir meslek seçmemi istiyordu aslında ama zamanla o da alıştı.
**** İş yaşamı ne zaman başladı?
İş yaşamına Atatürk Havalimanı VIP bölümünde başladım. 4 ay kadar staj yaptım. Harika insanlarla çalıştım, zaten havalimanı ortamı bambaşka bir atmosfer bilirsiniz ama benim yapmak istediğim, hayallerimi süsleyen iş o değildi. Televizyon sektöründe yer almak istiyordum, haberinde mutfağında olmak... Derken karşıma Kanal 7 çıktı ve yoluma orada devam ettim. Üniversiteyle aynı dönemde TRT ve CNBC-e de staj yaptım ve mezun oldum.
Evet, asıl mücadele bundan sonra başladı. En büyük korkum işsiz kalmaktı, o dönem deli gibi iş aradım her yere özgeçmişimi gönderdim ve çok kısa bir süre sonra yerel yayın yapan Yelpaze İstanbul Dergisi'yle el sıkıştım. Ben muhabirliği beklerken yazı işleri sorumlusu oldum. Yaşım küçük ama sorumluluğu çok büyüktü. Başarır mıyım, olur mu, yapabilir miyim derken 2 sene beraber çalıştık. Ancak tabii istekler bitmiyor, daha büyük daha kurumsal bir yer olsun diyordum, sonra istanbul.com ailesiyle tanıştım ve hem internet sitesinde hem de yine kendi bünyelerinde çıkan inistanbul dergisinde muhabir editör olarak devam ettim. Bir yıl sonra ise çok büyük bir tesadüf sonucu kendimi Vatan Gazetesi'nde buldum.
2,5 yıldır beraber çalışıyoruz. İşimi gerçekten çok keyif alarak yapıyorum. Yeni ailemi çok seviyorum.
İnternet haberciliği şu ana kadar bulunduğum yerlerden çok farklı tabiiki... Çünkü anlık çalışmak zorundasınız. Ajansa düşen bir haberi ya da fotoğrafı ilk sizin görmeniz, en ilgi çekici veya farklı bir biçimde sunmanız, haberin başlığında sihirli bir sözcük kullanmanız gerek... Okuyucunun merak etmesini sağlamak ise en önemli unsurlardan biri... En zor kısmı ise deprem, uçak kazası gibi sıcak haberler... Mesela çok rutin başlayan bir gün flaş bir gelişmeyle birkaç dakika içinde kaosa dönüşebiliyor.
**** Neden internet haberciliği?
Dediğim gibi kişinin doğasında olan biten şeylerden anında haberdar olma isteği var. Neden 3-5 saat ya da ertesi günü beklesin ki? Sürekli bir yenilenme mevcut. Tabii ki bu kişinin daha çok ilgisini çekiyor, merak ettiği herhangi bir konuda zaman kaybı olmadan daha çabuk sonuca ulaşıyor. İşte bu yüzden internet haberciliği çok önemli ve giderek hız kazanıyor.
Televizyon, gazete, dergi, ajans neresi olursa olsun medya sektörü içerisinde yer almak Türkiye'de inanılmaz gözde bir durum. Oysa pek de öyle dışarıdan görüldüğü gibi albenili olmuyor bir süre sonra. Öncelikle şunu söylemek isterim hiç kolay değil, çünkü özel hayatınız köreliyor. Bu işi bugün yapmak canım istemiyor, yarın nasıl olsa hallederim gibi bir şansınız asla yok. Sıcak, heyecanlı, anlık bir ortam mevcut... Her an her şey olabilir... Buna göre yaşamaya başlıyorsunuz bir süre sonra. Ama bir o kadar da keyifli bir meslek. Değişik insanlarla karşılaşıyorsunuz, her camiaya girebiliyorsunuz, bir şeyler üretiyorsunuz ve imzanızla halka sunuyorsunuz... Sanıyorum mesleği en çok çekici kılan özellik de bu... Düşünüyorum; başka bir iş yapsam bu kadar heyecanlanır mıydım? Sanmıyorum çünkü tamamiyle gönül işi yapıyorsunuz. Ve hayatınızda bir şeylerin oluştuğunu görmek için çok sabırlı olmanız gerekiyor.
**** Sizce, iş yaşamımızı olumlu etkileyebilecek neler yapmalıyız?
Öncelikle sevdiğiniz işi yapmanız çok önemli. Ama maalesef günümüz şartlarında herkes çok şanslı olamayabiliyor. Ama bunun ötesinde iş yaşamında başarılı olmanın sırrı bana göre sabırlı ve inançlı olmakta yatıyor. Eğer kendinize güveniniz yoksa, çekinerek hareket ediyorsanız maalesef 1-0 mağlup başlıyorsunuz. Bir de doğru zaman ve doğru insan çok önemli. Aceleci olmamak, olaylara aşırı duygusal yaklaşmamak ve olumsuzluğa kapılmamak gerekiyor. O zaman işler cidden sarpa sarabiliyor ve hele sevmediğiniz bir işi yapıyorsanız daha çok nefret etmenize zemin hazırlıyor. Tabii başarılı bir kariyerde yöneticilerin tutumu da çok önemli. Anlayışlı, profesyonel, tırnaklarını kazıyarak bir yere gelmiş insanlarla çalışmak huzur sağlıyor. Dilerim herkes, yürekten istediği işleri yapar ve hak ettiği yerde olurlar...
**** İş yaşamı dışında nelerle ilgileniyorsunuz? Bu konuda okuyucularımıza önerileriniz nelerdir?
İş yaşamıyla beraber sosyal hayatınız sekteye uğrasa da anı yaşamayı seviyorum ben. Arkadaşlarıma ve aileme vakit ayırmalıyım, daha fazla kişi tanımalıyım. Çünkü size anlatılan her öykü aslında sizin hayatınızda bir renk... Zaman geliyor çok alakasız bir noktada karşınıza çıkabiliyor, size ışık olabiliyor... İşte bu yüzden insan ilişkileri benim için çok önemli. Tabii zarar geleceğini hissetmediğim sürece... Onun haricinde kendimle baş başa kalmayı, kitap okumayı, tiyatroya, sinemaya ya da konsere gitmeyi, deniz havasını koklamayı seviyorum. Daha doğrusu o an beni ne mutlu edecekse ve canım ne yapmak isterse onu yapıyorum...
Kişisel gelişim kursları hem yeni bir ortam hem de özgüven açısından çok önemli... Bir dönem tiyatro eğitimi almıştım ve sahnede olduğum anda ayaklarımın yere bastığını hissetmiştim. Çok farklı son derece haz verici bir duygu. Bence her birey kendine sevdiği alanda bir uğraş edinmeli.
**** Sizin okuyucularımıza iletmek istediğiniz bir şeyler var mı?
Bu keyifli sohbet için çok teşekkür ederim. Umarım herkes hayallerinin karşılığını bulur. Sevdiğiniz işi yapın, sizi mutlu eden insanlarla beraber olun, hayatta ne ile karşılaşırsanız karşılaşın mutlaka olumlu düşünün, kendinize olan inancınızı ve güvencinizi asla kaybetmeyin. Sanırım bizi ayakta tutan en önemli şey kendimize saygınlığımız ve inancımız...
Göksun Kök Fotoğraflarını Görmek İçin Tıklayınız...