Osman Demirbağ İle Söyleşi
Bildiğiniz ve sizlere duyurularını yaptığımız üzere, İnform A.Ş. personeli bünyesinde “Fotoğraf Yarışması” düzenliyoruz. Elimize birbirinden güzel fotoğraf kareleri ulaştı, ulaşmaya da devam ediyor. Yarışmaya katılan ve katılmakta olan tüm arkadaşlarımıza gösterdikleri ilgiden dolayı teşekkür ediyor, yarışmamızın değerlendirmesini yapacak olan Belgesel Yönetmeni, Gazeteci ve Fotoğrafçı Osman Demirbağ’ ı daha yakından tanıyacağımız söyleşi ile sizleri baş başa bırakıyoruz…
*** Osman Demirbağ kimdir? Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Osman Demirbağ, 1957 Elazığ doğumludur. 1969 yılında Ankara'dan İstanbul'a göç etmiş ve o tarihten beri bu şehirde yaşamaktadır. İyi bir gözlemci ve gezgin olduğumu söyleyebilirim. Ortaokula başladığım günlerde, İstanbul'u gezerek tanımaya başladım çoğu zaman kaybolduğum sokaklarında.. Yıllar yıllar sonra bile hala yürüyerek keşfetmeye çalışırım bu koca kenti. Gazetecilik yaptığım yıllarda İstanbul dışı işlere gönüllü oldum hep. Gittiğim yerlerde bana verilen işin dışında kafamdaki sorulara yanıtlar aradım çektiğim fotoğraf kareleriyle. Sonra bu kareleri birleştirdiğimde kent belgeselleri, insan ve çevre belgeselleri oluştu.
*** Çalışmalarınız hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?
Çalışmalarımı bağımsız olarak sürdürüyorum. Herhangi bir kuruma veya TV kanalına bağlı değilim. Kendi ekibimle önce projeyi oluşturuyoruz. Sonra sponsor bulduğumuzda projemizi gerçekleştiriyoruz. Çektiğimiz belgesellerin çoğu TRT'de yayınlanıyor.Şimdi üzerinde çalıştığımız adı "kumda bir balık gibi" olan ve Türkiye'nin sulak alanları ve tatlı su potansiyelini araştıran bir belgesel çalışmamız var.
*** Belgesel çekimi zor ama keyifli bir uğraş olsa gerek?
Evet, belgesel çalışması zor ancak keyifli bir iş. Zor olan yanı, bunu söylemek acı ama ne yazık ki gerçek. Kaynak bulmakta çok zorlanıyoruz. Bunun dışında ülkemiz gezmekle bitmeyecek kadar büyük ve zengin bir coğrafya. Bir uçtan diğerine kaç kez dolaştığımı ben de hatırlamıyorum. Ama her defasında başka bir keyif alıyorum. Üstelik henüz anlatılmamış o kadar çok hikaye, görüntülenmemiş o kadar çok yer var ki...
*** Fotoğrafçılığa özel bir ilginiz var, belgesel yönetmenliğinden mi ileri geliyor?
Fotoğrafçılığa özel ilgim elbette var. Dedim ya önce fotoğrafçı sonra kameramanım ben. Fotoğraf ve kamera aslında aynı şey.Tıpkı gözümüz gibi. Nereye baktığımız, nasıl baktığımız önemli.
Fotoğraf çekmek, boş, beyaz bir duvara düşleri resimlemek gibi bir şey...Genel kurallar var tabi. Işık, açı, kadraj dengesi gibi. Bunlara elbette dikkat etmeli. Ancak, yine de nereye ve nasıl baktığımız önemli fotoğrafta. Ne görmek istediğimiz, ne anlatmak istediğimiz. Fotoğrafında hikayesi olmalı. Bir şey anlatmayan fotoğraf olmaz.
*** Fotoğraf Yarışması'na katılan ve katılmaya devam eden arkadaşlarımıza aktarmak istediğiniz bir şeyler var mı?
Bu yarışmaya katılan arkadaşlara şunu söylemek isterim. Konusu “insan” olan bu yarışmada az önce de belirttiğim gibi önemli olan fotoğrafın bir hikayesinin olması. Buna dikkat etmelerini tavsiye ederim. Her şeyin başı kurgu....Fotoğrafı çekmeden önce mutlaka kurgusunu baştan yapmaları. Hikayesi olmayan fotoğraf, ışık, kadraj vs gibi genel kurallara uysa bile bir şey anlatmıyorsa benim için çok da değeri yoktur. Bunu bilmelerini isterim.
Herkese başarılar dilerim.Teşekkürler.
Değerli yönetmen ve fotoğrafçı Osman Demirbağ’ a bizleri kırmayıp, bu etkinliğimizde yer aldığı için İnform A.Ş. adına teşekkürlerimizi sunuyoruz…
Osman Demirbağ Fotoğraflarını Görmek İçin Tıklayınız...